‘Klas’ Yazmaya Çalışmayın- Doktoraya Başlamak

Becker, dört akademik yazı yazma karakterinin hiçbirinin doğru ya da yanlış olarak değerlendirilemeyeceğini kabul eder. Aksine her biri farklı şeyler yapar. Her biri okuyucularını farklı şekillerde konumlandırır. Bazıları diğerlerinden daha manipülatif, daha yabancılaştırıcı ve hiyerarşiktir.

Pat Thomson
Pat Thomson 7 Mart 2022
‘Klas’ Yazmaya Çalışmayın- Doktoraya Başlamak

Sosyal bilimlerde akademik yazım üzerine en eski kitaplardan biri Howard Becker’a aittir. Ya da Howie, hatırladığım kadarı ile böyle çağrılmak istiyordu. Onu yakın tanımadığımdan dolayı kitaplarındaki ismiyle ona seslenmeliyim. Benim için Howie yok. Bunu söylemek saçma gibi görünebilir fakat göreceğiniz gibi bu yazının konusu ile ilgilidir.

Şimdi, Becker, Sosyal Bilimciler İçin Yazım kitabında akademik yazı yazanların kalemlerini tuttuklarında takındıkları dört tip karakteri tarif ediyor:

1- Klas olmak isteyen yazar. Becker, klas yazar karakterini şöyle tanımlıyor: Bizi süslü bir dil, küçük şeyler için büyük kelimeler, sıradan şeyler için olağandışı kelimeler kullanmaya ve ayrıntılı cümlelerle kendini hemen belli etmeyen ayrımlar ortaya koymaya yönlendirir… Dilimiz hissetmek ve cisimleştirmek istediğimiz zariflik için çabalar. (s. 34) ‘Klas’ yazar karakteri birçok araştırmacının süreç başlangıcında benimsemek zorunda hissettiği bir karakterdir. Becker, kısmen bu tarz yazmanın doğru yol olduğunu düşündüklerinden kaynaklandığını ileri sürüyor.

2- Soyut konulardaki uzmanlıklarını vurgulamak isteyen yazar. Becker’a göre bunlar ‘içerden bilgi aktaran’ kişi, bilgili görünmeyi seven ve sıradan insanların gelecek haftaki gazeteyi bekleyip oradan okuyarak öğrenebilecekleri ‘olayların batınını’ bilen biri olarak gözükmeyi severler. Açıklanamayan birçok ayrıntı kullanıyorlar ve bu durum okuyucuların onların söylediklerini kabul etmelerini sağlıyor. Çünkü “bu kadar çok şey bilen biri nasıl yanılıyor olabilir?”

3- Olaya dair en mahrem bilgileri bildiğini iddia eden yazar çünkü ‘oradaydım’. Bu yazar karakteri soyut tanımlamaları ve görgü tanığı açıklamalarını art arda verir: ‘Bunları ben gördüm’ tarzı bilgi içeren kısım şahsi olmayan iddiaların doğru görünmesini sağlar.

Becker’in bu üç akademik yazım karakteri konusunda çekinceleri var. Bunların tümü makale ve kitaplarda kolaylıkla görünen ve yazılarında önemli sıkıntılar olan insanlar. Becker daha sıradan ve hiçbir şeyi dallandırmayan, açık yazma tarzını tercih ediyor.

Dolayısıyla 4. tip daha gündelik ‘samimi’ bir karakterle yazan yazardır. Becker bu karakterin retoriğe dayalı süslü konuşmalardan ziyade sade konuşma, kanıt ve tartışma yoluyla otorite kazanmaya çalışan bir yazar olacağını düşünür.

Becker, dört akademik yazı yazma karakterinin hiçbirinin doğru ya da yanlış olarak değerlendirilemeyeceğini kabul eder. Aksine her biri farklı şeyler yapar. Her biri okuyucularını farklı şekillerde konumlandırır. Bazıları diğerlerinden daha manipülatif, daha yabancılaştırıcı ve hiyerarşiktir. Ama sanırım Becker’ın 4. karakter olarak önerdiği içimizden-biri sadeliğinde yazmak dediği tarz tahrik edici bir tarzdır ve ona otoritesini özel bir şekilde kazandıranın çok sıradanlık olduğunu iddia edebilirsiniz. Howie’de İngiliz standartları yok; söyledikleri doğru olmalı.

Fakat Becker’ın temel kaygısı doktora öğrencileri ve onların ne yapmayı öğrendikleridir. Özellikle onların klas karaktere, büyük kelimeler ve karmaşık cümleler kullanan yazı tarzına çekildiklerinden endişe ediyordu. Görece yeni akademisyenler diyor Becker:

“…​ Ama Howie, böyle söylediğinde herkesin söyleyebileceği bir şeymiş gibi geliyor kulağa'' diyen öğrenciyi hatırlayın. Eğer kendinizi diplomanızı kazanmak için sarf ettiğiniz zaman ve çabanın değerli olduğuna, ileride hayatınızı farklı kılacak bir biçimde değişmekte olduğunuza ikna etmek istiyorsanız o zaman herkes gibi değil, herkesten farklı görünmek istersiniz. Bu arzu tanık olduğumuz gerçekten çılgınca olan fasit daireyi açıklayan yegâne nedendir. Öğrenciler akademik dergilerde gördükleri biçim aşırılıklarının en kötülerini tekrarlarlar. Çalışmalarını geri kalan diğer aptalların bildiğinden ve söylediğinden farklı yapan şeyin bu aşırılıklar olduğunu öğrenirler. Okudukları makaleler gibi makaleler yazarlar. Yazdıklarını daha iyisi olmadığı için (ve akademik dergiler pahalıya mal olan tashih işlerine para ayıramadıkları için) bunları basmak zorunda kalan editörlerin dergilerine gönderirler. Böyle yaparak da bir sonraki kuşağa bu kötü alışkanlıkları sürdürmesi için ham madde sağlarlar.” (s.67)

Becker’in doktora öğrencilerinin daha işin başında iken ‘klas’ yazmayı benimsemeleri ile ilgili endişelerini paylaşıyorum çünkü akademik yazım hakkında yazan ve öğreten birçok meslektaşım da böyle yapıyor.

Bu yüzden bir savunma… Doktoraya başlayanlarınız ve geri kalanımız için Becker’ın sözleri hatırlanmaya değer. Akademik kusursuzluk adına ‘klas karakteri’ ve ‘sıkıcı, gereksiz ayrıntılı, gösterişli yazım’ üretimini benimseyip benimsememe konusunda her zaman bir seçeneğimiz vardır.

Ve eğer okumadıysanız Howie’nin kitabını inceleyin. Eski ama harika!

Kaynak:

Howard Becker, Sosyal Bilimcilerin Yazma Çilesi, Heretik, 2013