Bana sosyal bilimlerde kariyerinizi etkileyen bazı insanlardan bahseder misiniz?
Münzevi olma eğilimindeyim ve bence birçok sosyal teorisyen de münzevi. Bir açıdan, benim için en önemli insanların çoğu, gecenin büyük bir bölümünde hayali olarak sohbet ettiğim insanlar: Max Weber veya Karl Marx ya da bunun gibi önemli kimselerle sık sık sohbet ediyorum. Bunlar benim en yakın olduğum ve üzerimde en çok etkiye sahip olan insanlar!
Kişisel açıdan üzerimde güçlü bir etkiye sahip olan kişi, Tulane Üniversitesinde çalıştığım ilk sosyoloji bölümünün başkanı olan Leonard Reissman’dı. Meslekler sosyolojisi ile ilgili bir kitap yazmak istedim. Fakat bir kitap sözleşmesi yapabilmem için Reissman’ın kitabın editörü olmayı kabul etmesi gerekiyordu. Kendini beğenmiş olduğum için bunu sorunsuz bir şekilde yazabileceğimi düşündüm! Birkaç yüz sayfa yazdım, bunun kitap olduğunu düşündüm ve Reissman’a verdim. Bir süre ondan haber alamadım. Ardından onunla görüşmem için beni aradı ve kitabı masaya doğru atarak şunu söyledi: “Bu bir kitap değil. Bu para için, popüler zevke hitaben yazılan bir kitap! Kitap olacak bir şey yazdıktan sonra tekrar gel.” Bu genç bir akademisyen için sarsıcı bir deneyimdi ama beni bir kitap yazmak için ne yapmam gerektiğini öğrenmeye motive etmesi bakımından çok önemli bir dersti. Bu tür yüzleşmelerden uzaklaştığımız bir çağda yaşıyoruz. Reissman’ın dürüstlüğü olmasaydı, şuan olduğum bilim insanı olacağımı düşünmüyorum.
Reissman, artık pek göremediğimiz bir tür sosyologdu: Eski zamanların Avrupalı bilim insanı. Benim anlayışıma göre büyük ölçüde yok olan bilimsel bir yönelime sahipti. Zygmunt Bauman gibi birkaç kişi kaldı ama bu bir kuşak meselesi. Bauman, beni derinden etkileyen inanılmaz sayıda çok ilgi çekici fikirler ortaya attı (Holokost ile ilgili fikirleri, McDonaldlaşma hakkındaki düşüncelerime etki etti; akışkanlık hakkındaki düşüncesi, küreselleşme metnimin merkezinde yer alır).
Alanınızdaki hangi gelişmelerin en önemli veya etkili olduğunu düşünüyorsunuz?
Kendimi büyük ölçüde Amerikan sosyolojisinden kopmuş olarak görüyorum; benim yaptığım sosyoloji türü daha çok Avrupalı. En çok bilinen kitabım “Toplumun McDonaldlaştırılması”; bu kitabı uygulamalı sosyal teori olarak yazdım (Max Weber’in teorilerini çağdaş dünyaya uyguladım). Bunu tüketim sosyolojisine bir katkı olarak görmedim. Kitabı yazmaya başladığım zaman (1990 yılı) ABD’de elle tutulur bir tüketim sosyolojisi yoktu. Ancak bilahare “Amerika’yı Açıklamak” kitabını yazdığım zaman, insanların çalışmalarımı tüketim sosyolojisi ile ilişkilendirdiklerini fark ettim. Ardından bu alanla ilişki kurdum ve bu konuyla ilgili İngiliz/Avrupa merkezli çalışmaların içine çekildim.
İkinci bir gelişme de McDonaldlaşma ile ilgilidir. Bazı insanlar için, özellikle İngiltere’de küreselleşme ile ilgili bir çalışma olarak görülmeye başlandı. “McDonaldlaştırma”yı bir küreselleşme modeli olarak yorumlayan insanları okumaya başladım. Bu özellikle Roland Robertson’un küyerelleşme (glocalization) konusundaki düşüncelerine kıyasla bazılarının eleştirdiği bir modeldi. Genel olarak küreselleşme ve özelde küyerelleşme ile ilgili söylemlerle giderek daha fazla ilgilenmeye başladım ve aynı zamanda bu söylemlerden iğrendim de; bu konuda düşünme ve yazma yönünde gittikçe daha fazla gayret ettim. Bu süreçte küyerelleşmeye karşı gerekli olarak “büyüreselleşme (grobalization)” düşüncesini ürettim (milletlerin, kurumların, organizasyonların kendi güç, etki ve kârlarını büyütme-yayma hırslarını açıklayan terim. Grow (büyüme) ve globalization (küreselleşme) kelimelerinin birleşiminden türetilmiştir -çn).
Üçüncü gelişme, prosumption (hem tüketip hem de üretmek, production (üretmek) ve consumption (tüketmek) kelimelerinden türetilmiştir-çn) ve üretici-tüketici (prosumer) yani üretici ve tüketici olmayı birleştiren kişi. Bu fikri, sadece üreticiyi (Marx’ın yaptığı gibi) veya sadece tüketiciyi (Baudrillard’ın veya benim yaptığım gibi!) görme eğiliminde olduğunu düşündüğüm birçok sosyal teorinin tarihini yeniden tanımlamak için kullanıyorum. Bu kavramların kendi tarihsel dönemlerinde anlamlı olduğunu düşünüyorum. Bununla birlikte, ya üretici veyahut tüketici olarak düşündüğümüz insanlar aslında üretici-tüketiciydiler. Sadece ya üreticiler veyahut tüketiciler açısından düşünme eğiliminde olmamızdan dolayı yitirdiğimiz tarihi bir gerçekliktir. Günümüzde internet ve bilhassa Web 2.0 (Facebook ve Twitter) aracılığıyla, üretici-tüketici patlamasını açıkça görebiliriz.
Gelecekte hangi alanların önemli olacağını düşünüyorsunuz?
Üretici-tüketici, Web 2.0, küreselleşmenin doğası, hepsi önemli olmaya ve yavaş yavaş evirilmeye devam edecek. Küresel ve internet ile ilgili değişiklikleri gördükçe büyük durgunluğun aynı zamanda meydana geldiği gerçeğine yeterince dikkat edilmiyor. Bu, gelişmeleri bir araya getirdiğimizde, insanların ekonomi toparlandığında geri döneceğini düşündükleri birçok işin geri dönmeyeceğinin göstergesi. Birçoğu, özellikle internet üzerindeki faaliyetlere baktığımız zaman ödenen bir maaşı olmayan üretici-tüketiciye döndüler ya da maaşları Çin’e ve Hindistan’a aktarılan üretici-tüketiciye döndüler.
02/08/2012 tarihinde yayımlanmıştır.
Metnin kaynağı için tıklayın.
Yayımlanan bu yazı Türkçe’ye Yusuf Fırat tarafından sosyokritik.com için çevrilmiştir. Söz konusu metin, izin alınmadan başka bir web sitesinde ya da mecrada kısmen veya tamamen yayımlanamaz, kopyalanamaz, çoğaltılamaz, dağıtılamaz, içeriğinde herhangi bir değişiklik yapılamaz.



