Genellikle sosyalist harekete ne tür bir katkımın olduğu ve çoğunlukla da ne tür bir katkımın olmadığı üzerine düşünürüm. Bazı tanıdıklarıma kıyasla aktivizm faaliyetlerim çok kısır kalır. Bir zamanlar sosyoloji, eğitim ve sosyalizm arasında birleşme eğilimi olarak değerlendirdiğim şey üzerine yazarken aklımın bir köşesinde eğitime odaklı 50 yıla dayanan sosyoloji eğitimi ve yazımı faaliyetlerimin başka yerlerde ihmal ettiğim aktivizm faaliyetlerinin telafisi olarak görülebileceği fikriydi. Ben, üstünkörü bir şekilde ahmak kalıbına sokulan ve ahmak olarak lanetlenen vatandaşların aslında genelde eğitilmemiş (under-educated) olduğunu düşünüyorum ve sosyolojinin burada bir rolü var. Yoksa kurumlarımızdaki zenginler, güçlüler, onların işbirlikçileri ve ortakları neden sosyolojiyi hafif görür, kenara iter ve çöpleştirirdi.
Bunları düşünürken şimdi de Bourdieu’nun Direniş Faaliyetleri’nden birkaç cümleye denk geldim:
“Aktivistler ve araştırmacılar arasında yeni bir iletişim yolu açmak lazım bu da aralarındaki iş bölümünü yeniden tanımlamak demek. Sosyologların belki de herkesten daha iyi yerine getirebileceği misyonlarından biri medya tarafından yapılan sindirme faaliyetine karşı mücadele etmektir. Hepimiz tüm gün hazır lokma ifadeleri duyarız. Radyo ve televizyonda ‘küresel köy’ ‘küreselleşme’ ve benzeri ifadeleri duymamanız mümkün değil. Bunlar kulağa hoş gelen masum ifadeler ama bunların üzerinden itaat ve kaderciliği ortaya çıkaran bir felsefe ve bütün bir dünya görüşü gelmektedir. Bu kelimeleri eleştirerek; otoritenin etkisine ve bunda çok etkili bir rol oynayan televizyonun kancasına karşı mücadele etmek için sıradan insanların kendilerini direniş silahları ile donatmasını sağlayarak, bize dayatılan bu tarz düşünsel beslenmeyi engelleyebiliriz. Artık televizyona karşı ve televizyonu kullanan belli bir program sahibi olmadan sosyal bir direniş yürütmek mümkün değildir. Bu savaşta medya entelektüelleri ile yürütülen mücadele önemlidir. Şahsen bu kişiler uykularımın kaçmasına sebep olmuyor ve yazarken onları hiç düşünmüyorum ama politik açıdan çok önemli bir rol oynuyorlar ve araştırmacıların bir kısmının vakitlerini bunların etkisi ile mücadeleye ayırmaya ikna olmaları arzulanan bir şeydir.”
Bourdieu bunu 1996 yılında Paris’te yazdı ve zaman çok az değişti. Televizyonun tehlikesine genel olarak internet ve özellikle sosyal medya eklenmelidir. Düşünceleri hala geçerlidir.
Bu alana dersler, tartışmalar, yazılar ve bloglar aracılığıyla katkı sunarak sosyalist bir dava güdebilirim.
Metnin kaynağı için tıklayın.
Yayımlanan bu yazı Türkçe’ye Abdullah Çiftçi tarafından sosyokritik.com için çevrilmiştir. Söz konusu metin, izin alınmadan başka bir web sitesinde ya da mecrada kısmen veya tamamen yayımlanamaz, kopyalanamaz, çoğaltılamaz, dağıtılamaz, içeriğinde herhangi bir değişiklik yapılamaz.



