WEIRD: Batılı, Eğitimli, Sanayileşmiş Zengin ve Demokratik

WEIRD kavramı, bilinçli olarak, insanlığın dar ve oldukça kendine özgü kesitlerinden elde edilen verilere dayanarak “insanlar” hakkında genelleme yapmanın sakıncalarına araştırmacıların dikkatini çekmeyi amaçlayan bir tür toplumsal ayna olarak tasarlanmıştır.

JH
Joseph Henrich 28 Ocak 2026
WEIRD: Batılı, Eğitimli, Sanayileşmiş Zengin ve Demokratik

WEIRD, Western (Batılı), Educated (Eğitimli), Industrialized (Sanayileşmiş), Rich (Zengin) ve Democratic (Demokratik) sözcüklerinin baş harflerinden oluşan, sonradan türetilmiş bir kısaltmadır. Terim, 2010 yılında; psikologlar, bilişsel bilimciler ve ekonomistler dâhil olmak üzere deneysel davranış bilimlerinde çalışan araştırmacıların en sık örneklem olarak kullandıkları nüfusları adlandırmak için ortaya atılmıştır. WEIRD kavramı, bilinçli olarak, insanlığın dar ve oldukça kendine özgü kesitlerinden elde edilen verilere dayanarak “insanlar” hakkında genelleme yapmanın sakıncalarına araştırmacıların dikkatini çekmeyi amaçlayan bir tür toplumsal ayna olarak tasarlanmıştır. Bu nedenle WEIRD kavramı, davranış bilimlerindeki araştırmacıların, “insan” psikolojisi, “çocukların” bilişsel gelişimi ya da “insanların” algısal yanlılıkları hakkında konuşmadan önce, dar örneklemlerden genelleme yapmanın yarattığı güçlüklerle yüzleşmeleri gerektiğini vurgulayan retorik bir araç olarak ortaya çıkmıştır.

Tarihçe

Psikologlar, antropologlar ve diğer araştırmacılar, psikoloji ve bilişsel bilimler alanlarında deney yürütürken belirli nüfus gruplarına, çoğu zaman Amerikalı lisans öğrencilerine, aşırı derecede bel bağlanmasına uzun süredir dikkat çekmektedir (Cole, 1996; Gergen, 1973; Medin & Atran, 2004; Norenzayan & Heine, 2005; Rozin, 2001, 2009; Sears, 1986; Sue, 1999). Ancak bu tür “geçici kaygılar” bilişsel bilim ve psikolojinin ana akımlarında nadiren geniş yankı bulmuştur. WEIRD kavramını ortaya atan ve yaygınlaştıran özgün makaleler (Henrich et al., 2010a; 2010b), dünya genelinde ve Amerika Birleşik Devletleri içinde nüfus düzeyinde kayda değer farklılıklar bulunduğunu gösteren ampirik bulgulara odaklanmaları bakımından önemlidir. Nitekim incelenen sonuçlar, WEIRD bireylerin kültürel çeşitlilik yelpazesi içinde yalnızca bir nüfus grubu olduğunu göstermekle kalmamakta, aynı zamanda çoğu zaman küresel dağılımların uç noktalarında yer alan sıra dışı örnekler (aykırı değerler) olduklarını da ortaya koymaktadır. Bu girişimin akılda kalıcı kısaltması olan Tuhaf (WEIRD), çeşitli nüfuslarda araştırma yürütmek için fon sağlayan kurumlara güçlü bir gerekçe sunmuş ve “Bolivya Amazonları’ndaki Tsimanéler arasında yapılan deneylerle neden ilgilenelim?” diye soran hakemlere kısa ve etkili bir gerekçe sağlamıştır.

Erken dönem bazı yorumlar kavrama eleştirel yaklaşsa da psikoloji, sinirbilim, antropoloji ve daha genel olarak bilişsel bilimlerden birçok akademisyen bu çabayı takdir etmiş, tipik örneklemlerde büyük ölçüde ya da tamamen gözden kaçan önemli psikolojik farklılıkların varlığına işaret eden ek kanıtlar sunarak katkıda bulunmuştur (e.g., Chiao & Cheon, 2010; Karasik et al., 2010; Majid & Levinson, 2010; Stich, 2010).

Buna rağmen, tuhaf (WEIRD) kavramına sıkça atıf yapılmasına karşın, deneylere katılanların %90’dan fazlası hâlâ Amerika Birleşik Devletleri (%70), Kanada ve birkaç Batı Avrupa ülkesinden gelmektedir (Hruschka et al., 2018; Nielsen et al., 2017; Rad et al., 2018). Dünya nüfusunun yaklaşık %87’sini oluşturan geri kalan kısmı ise psikoloji ve bilişsel bilimlerdeki tüm katılımcıların yalnızca %5 ila %8’ini temsil etmektedir. Bu nedenle gelişim psikolojisi (Amir & McAuliffe, 2020; Nielsen et al., 2017), dilbilim (Blasi et al., 2022), felsefe (Henrich et al., 2023; Machery et al., 2023), antropoloji (Barrett, 2020a; 2020b) ve bilişsel bilimin genelinde (Kroupin et al., 2024) araştırmacılar harekete geçilmesi çağrılarını sürdürmektedir.

WEIRD, 2010 yılında New York Times tarafından “Yılın Kelimesi” seçilmiştir.

Temel Kavramlar

Thuaf (WEIRD) kavramını anlamanın anahtarı, onun genellenebilirlik sorunlarına ve birçok alanda nüfus düzeyinde görülen çeşitliliğin varlığına araştırmacıların dikkatini çekmeyi amaçlayan retorik bir araç olduğunu fark etmektir. Pek çok araştırmacı WEIRD toplumlarda büyümüş ya da en azından WEIRD üniversitelerinde eğitim almış olduğundan, WEIRD terimi onların sezgilerini, varsayımlarını ve beklentilerini sorgulamalarını hatırlatır.

İnsanlık tarihinin büyük bölümünde, evrimsel geçmişimize kadar uzanan uzun bir zaman diliminde, toplumların çoğunda para, okullar, süpermarketler, sigorta, temiz su, telefonlar, polis, antibiyotikler, hastaneler, mahkemeler, demokrasiler, ücretli işler, üniversiteler hatta mesleki çeşitlilik bile yoktu (Henrich, 2020). Bebekler ve çocuklar, İngilizceden farklı, birden fazla dili öğrenmek, aile ilişkileri ve klan bağlılıklarına dayalı kurumlar içinde yol almak, tamamlayıcı fiziksel ve bilişsel beceriler gerektiren çeşitli araç ve teknolojileri kullanmak zorundaydı. Tarihsel ve evrimsel bir bakış açısından değerlendirildiğinde, okurların çoğu “egzotik” bir toplumda yaşamaktadır ve bu toplumlarda “insanlar” hakkında geniş ölçekte geçerli olmayabilecek sezgi ve varsayımlar vardır.

2010’dan bu yana, farklı nüfusları önemli psikolojik ve davranışsal boyutlar açısından karşılaştıran yeni araştırmalar, WEIRD bireyler sorununu temellendiren veri tabanını önemli ölçüde genişletmiştir (incelemeler için Apicella et al., 2020; Hruschka et al., 2018; Machery et al., 2023). Bu son çalışmalardan elde edilen temel bulgular arasında duyusal yetiler ve algı, ekonomik tercihler, kişilik yapısı, ahlak ve dil gibi alanlar yer almaktadır.

Duyusal Yetiler ve Algı

Toplumlar arasında hem algı hem de duyusal yetiler bakımından kayda değer farklılıklar bulunmaktadır. Örneğin son dönem çalışmalar, su altında görsel keskinlikte (Ilardo et al., 2018), koku alma duyusunda (Majid, 2021) ve mekânsal yön bulma becerilerinde (Davis & Cashdan 2019) nüfus düzeyinde değişkenlikler olduğunu ortaya koymuştur. Bu tür çalışmalar, görsel keskinlik (miyopluk) ve çeşitli görsel yanılsamalara yatkınlık açısından toplumlar arasında önemli farklılıklar bulunduğunu gösteren köklü bir araştırma geleneği üzerine inşa edilmektedir (Berry, 1968; Segall et al., 1966).

Bu geçmişe rağmen, bilişsel bilimlerdeki ders kitapları ve tartışmalar hâlâ WEIRD örneklemlerinden elde edilen bulguların türün geneline kolayca genellenebileceği varsayımıyla ilerlemektedir. Örneğin, 1960’larda antropologlar ve psikologlar tarafından yürütülen disiplinler arası araştırmalar, ünlü Müller–Lyer yanılsamasının gücünün toplumlar arasında büyük ölçüde değiştiğini, WEIRD bağlamlarda en yüksek düzeydeyken, avcı-toplayıcı topluluklarda ise neredeyse hiç görülmediğini ortaya koymuştur. Buna rağmen, daha sonraki dönemlerde bilişsel bilimciler arasında “insan” bilişsel süreçlerinin ne ölçüde geçirgen (etkilenebilir) olduğu üzerine yürütülen tartışmalar, sanki bu araştırmalar hiç yapılmamış gibi sürdürülmüştür (McCauley & Henrich 2006).

Ekonomik Tercihler

İktisatçılar ve psikologlar uzun süre, insanların karşılıklılık, adalet ve özgecilik konularındaki tercih ve güdülerinin evrensel olduğunu varsaymış, hatta bunu Homo reciprocans (olumlu eylemleri ödüllendirerek ve olumsuz olanları cezalandırarak karşılık veren insan) ifadesiyle türe özgü bir teoriye dönüştürmüştür (Bowles & Gintis 2002). Hem küçük ölçekli toplumlar hem de öğrenci nüfusları arasında önemli farklılıklar bulunduğunu gösteren daha önceki çalışmalara (Ensminger & Henrich 2014; Henrich et al., 2004; Herrmann et al., 2008) dayanarak, yakın dönemde yürütülen büyük ölçekli araştırmalar 80 ülkede 80.000 kişiden oluşan örneklemler oluşturmuştur.

Bu araştırmalar, insanların karşılıklılık, adalet ve özgecilik hatta risk alma ve sabır ile ilişkili tercih ve güdülerinde kayda değer çeşitlilikler bulunduğunu doğrulamaktadır (Falk et al., 2018). Elde edilen bulgular, davranışsal iktisat ve karar bilimi alanlarından çıkan içgörülerin büyük bölümünün tuhaf (WEIRD) nüfusların ötesine genellenmemesi gerektiğini göstermektedir. Buna rağmen politika çevrelerinde bunun yaygın bir uygulama olduğu görülmektedir.

Kişilik Yapısı

Beş Büyük kişilik yapısı (uyumluluk, vicdanlılık, dışa dönüklük, nevrotiklik ve deneyime açıklık) uzun süre insan psikolojisinin evrensel bir özelliği olarak kabul edilmiştir. Ancak son araştırmalar, bunun bazı küçük ölçekli toplumlar için geçerli olmadığını göstermektedir. Nitekim Bolivya’daki Amazon bölgesinde yaşayan, avcı-bahçıvan bir topluluk üzerinde yapılan çalışmalarda iki faktörlü bir yapının onları uyduğunu ve bu faktörlerin hiçbirinin Beş Büyük’ten herhangi birine benzemediği ortaya konmuştur (Gurven et al., 2013).

Beş Büyük kişilik yapısının dünya genelinde farklı nüfuslara ne ölçüde uyduğu, daha çok ilgili nüfusun mesleki ya da toplumsal “niş” çeşitliliğine bağlıdır (Lukaszewski et al., 2017). Başka bir deyişle bu uyum, bireyin gönüllü olarak girebileceği mesleklerin ya da toplumsal rollerin genişliği ve çeşitliliğiyle ilişkilidir. Örneğin bazı toplumlarda bireyler kütüphaneci, politikacı, iktisatçı ya da ordu üyesi olabilmektedir. İnsanlık tarihinin büyük bölümünde ise bu tür nişler ya da roller son derece sınırlıydı ve genellikle gönüllü olarak seçilmiyordu (örneğin Hindistan’daki kast sistemi ya da toplumsal cinsiyet rolleri). Beş Büyük modeli, en iyi uyumu Amerika Birleşik Devletleri’nin kentsel merkezlerinde göstermektedir.

Ahlak

Ahlak psikolojisindeki pek çok bulgunun aslında tuhaf (WEIRD) örneklemlerine özgü olduğu görülmektedir. Örneğin, “insan” ahlakının beş boyut ya da temel üzerinden açıklanabileceğini öne süren araştırmalarda bu alanlar özen/zarar, eşitlik/adalet, sadakat, hiyerarşi ve saflık olarak sınıflandırılmıştır. Yapılan yeni bir çalışma, İran bağlamında Gayret ya da Onur olarak altıncı bir boyut önermektedir (Atari et al., 2020). Araştırmacılar özellikle araştırmak istemelerine rağmen bu boyut WEIRD örnekleminde ortaya çıkmamıştır.

Benzer biçimde, ahlaki yargılarda niyetin rolüne odaklanan çalışmalar, bir eylemde bulunan kişinin niyetinin, insanlar tarafından yapılan ahlaki değerlendirmelerde ne kadar önemli görüldüğü konusunda küresel ölçekte ciddi farklılıklar bulunduğunu göstermektedir (Barrett et al., 2016; Curtin et al., 2020; McNamara et al., 2019). WEIRD toplumlar niyete en fazla ağırlık verenler arasında yer alırken, bazı toplumlarda ahlaki yargılarda zihinsel durumlara çok az ya da hiç vurgu yapılmamaktadır.

Son olarak, felsefeden alınan ve insanlara örneğin kontrolden çıkmış bir tramvayı beş kişiyi kurtarmak için tek bir kişiye yönlendirip yönlendirmemeleri gerektiğini soran senaryolara dayanan çalışmalar, ahlak araştırmacılarına “insan” psikolojisi hakkında çeşitli içgörüler sağlamıştır (Mikhail, 2007). Ancak 233 ülkeden 40 milyon kararı kapsayan küresel veri toplama çalışmaları, bu tür durumlarda insanların ahlaki sezgilerinde büyük farklılıklar bulunduğunu ortaya koymaktadır (Awad et al., 2018). Küçük ölçekli toplumlarda yürütülen çalışmalar ise bu farklılıkların daha da belirginleştiğini göstermektedir (Abarbanell & Hauser 2010; Sorokowski et al., 2020).

Dil

Bilişsel bilimler içinde dilin incelenmesi, İngilizcenin birçok bakımdan alışılmadık bir dil olmasına rağmen, büyük ölçüde İngilizce konuşanların sezgilerine odaklanmıştır. Bu duruma yanıt olarak, uzam (Haun et al., 2010; Majid et al., 2004 / bkz. Uzamsal biliş), sayılar (Gordon, 2005), toplumsal cinsiyet (Gay et al., 2018), koku alma (Majid, 2021) ve akrabalık (Levinson, 2012) gibi farklı alanlara odaklanan giderek büyüyen bir araştırma literatürü, bilişi anlamada dilsel çeşitliliğin önemini giderek daha açık biçimde ortaya koymaktadır.

Sorular, Tartışmalar ve Yeni Gelişmeler

WEIRD kavramını geliştirenler, bu kavramın kullanımı konusunda üç önemli uyarıda bulunmuştur (Henrich et al., 2010b). İlk olarak, araştırmacıların zihinlerinde WEIRD ve WEIRD-olmayan şeklinde ikili bir karşıtlık oluşturmaktan kaçınmaları gerektiğini vurgulamışlardır. Böyle bir ikilik, yeni keşfedilmiş bir türe “penguenler” adını verip, doğanın geri kalanını “penguen olmayanlar” olarak tek bir grupta toplamak gibi olurdu. Diğerlerinin Penguen olmadığını bilmek size fazla bir şey söylemez çünkü kobra, kızıl gerdan, kene ve ahtapot gibi “penguen olmayan” canlıların birbirleriyle pek az ortak noktası vardır. Aynı durum WEIRD-olmayan toplumlar için de geçerlidir.

İkinci durumda bir öncekinin paralelinde araştırmacılara psikolojik çeşitliliğin WEIRD’den WEIRD-olmayana doğru uzanan doğrusal bir süreklilik üzerinde yer aldığını varsaymamaları gerektiği hatırlatılmıştır. Son olarak ise, herhangi bir teoriyi böyle kısaltmalara dönüştürmemeleri gerekir. WEIRD (tuhaf), kuramsal bir özet ya da bilimsel bir kategori değil, farkındalık artırmayı amaçlayan bir araç olarak tasarlanmıştır.

Bu uyarılara rağmen, araştırmacılar “neyin” WEIRD bir toplum sayılacağı, hangi ülkelerin WEIRD olduğu ve “WEIRD-olmayan” toplumların anlamlı bir kategori olarak kullanılıp kullanılamayacağı üzerine önemli ölçüde zaman harcamışlardır (Bentahila et al., 2022; Laajaj et al., 2019). Hatta bazı çalışmalar, WEIRD kısaltmasındaki her bir harfi ayrıştırarak ülkelerin ne ölçüde WEIRD olduğunu ölçmeye ve bileşik bir endeks oluşturmaya çalışmıştır (Klein et al., 2018; Schimmelpfennig et al., 2024).

Araştırmacıların, WEIRD-olmayan toplumları katı kategoriler hâline getirmeden ya da kısaltmayı parçalayarak yeniden somutlaştırmadan, sınırlı örneklemlerden genelleme yapabilme becerilerini artırmak amacıyla kültürel evrim kuramı ve küresel anketlerden yararlanan, nüfuslar arasındaki kültürel mesafeleri titizlikle ölçen çevrim içi bir araç geliştirilmiştir (Muthukrishna et al., 2020). Bu araç, araştırmacıların Amerika Birleşik Devletleri’ne ya da başka herhangi bir yere olan kültürel mesafeleri, mümkünse farklı boyutlar üzerinden kullanarak örnekleme stratejileri geliştirmelerine olanak tanımaktadır.

Son olarak, bazı yazarlar psikoloji ve bilişsel bilimlerde WEIRD araştırmacıların baskın olmasının, sorulan soruları ve incelenen yaşam özelliklerini nasıl etkileyebileceğini tartışmıştır (Barrett, 2020b; Hruschka et al., 2018; Medin et al., 2010). Pek çok kişi, WEIRD-olmayan toplum kökenli araştırmacıların sayısının artmasının bu sorunu gidermeye yardımcı olacağı konusunda hemfikirdir. Bununla birlikte, bazıları da yetişme tarzı ve kültürel arka planlarından bağımsız olarak birçok araştırmacının; farklı toplumlarla bağ kuracak şekilde eğitilebileceğini, antropolojik etnografiden ilham alabileceğini ve dünyanın dört bir yanındaki tarihsel çalışmalardan yeni araştırma soruları çıkarabileceğini savunmaktadır (Henrich et al., 2010c).

Daha Geniş Bağlantılar

WEIRD kavramı tıp, fizyoloji, hayvan davranışı ve üretici yapay zekâ alanlarında çalışan araştırmacıları da etkilemiştir. İnsan fizyolojisini, anatomisini ve sağlığını anlamaya çalışan araştırmalar; vücut sıcaklığı ve ayak anatomisinden kalp-damar risk faktörlerine ve akneye kadar uzanan alanlarda, beklenmedik ve tıbben anlamlı nüfus düzeyinde farklılıklar ortaya koymuştur (Campbell & Strassmann, 2016; Gurven et al., 2020; Gurven & Lieberman, 2020; Henrich et al., 2023). Bu alandaki önde gelen araştırmacılar, neredeyse yalnızca WEIRD bedenlere odaklanmanın insan sağlığına ilişkin resmimizi çarpıttığını ve basit tedavileri gizleyen kör noktalar yarattığını savunmaktadır.

WEIRD kavramı, biyologlara da insan dışı hayvanları nasıl seçtikleri, etiketledikleri ve izlediklerini düşünmeleri yoluyla çalışmalarındaki seçici yanlılıkları düşünmeleri için ilham vermiştir (Webster & Rutz, 2020). Hatta onlar da kendi kısaltmalarını türetmişlerdir: STRANGE (Social background – toplumsal arka plan; Tappability and selection – erişilebilirlik ve seçilme biçimi; Rearing history – yetiştirilme geçmişi; Acclimation and habituation – alışma ve uyum süreçleri; Natural changes in responsiveness – tepkisellikte doğal değişimler; Genetic makeup – genetik yapı; Experience – deneyim; ayrıca bkz. Leavens et al., 2010).

ChatGPT gibi üretici yapay zekâların yükselişiyle birlikte, bilgisayar ve bilişsel bilimler alanlarında, çeşitli ölçütlerde “insan benzeri” performans gösterildiğini öne süren çok sayıda çalışma yayımlanmıştır. Elbette bu karşılaştırmalarda kullanılan “insanlar” neredeyse her zaman WEIRD örneklemleridir. Bu sorunu ele almak için araştırmacılar, ChatGPT’nin yanıtlarını hem küresel anket sorularıyla hem de psikolojik görevlerle karşılaştırarak dünyanın dört bir yanından temsili örneklemlerle kıyaslamıştır (Atari et al., 2023). Çok da şaşırtıcı olmayacak biçimde, ChatGPT’nin psikolojik profili WEIRD çıkmış; Amerika Birleşik Devletleri, Yeni Zelanda ve Almanya’ya en çok benzerken Afrika ve Orta Doğu’daki insanlardan belirgin biçimde farklılaşmıştır.

WEIRD kavramının başarısı, bilişsel bilimlerde mekân ve zaman boyunca psikolojinin temel yönlerindeki çeşitliliğin nasıl açıklanacağı sorusunu ön plana çıkarmıştır (Kroupin et al., 2024) [bkz. Kültürel Evrim]. Bu durum, yeni veri kaynaklarının sağladığı imkânlarla birlikte; mevcut psikolojik çeşitliliği ekoloji (Talhelm, 2020), çevresel değişkenlik (Giuliano & Nunn 2017), dinsel inançlar (Lang et al., 2019; Schulz et al., 2019), piyasa kurumları (Agneman & Chevrot-Bianco, 2023; Enke, 2022; Rustagi et al., 2010) ve akrabalık yapıları (Curtin et al., 2020; Enke, 2019) gibi etkenlere dayanarak açıklamaya yönelik heyecan verici yeni girişimlere yol açmıştır.

Daha derine inildiğinde, gelişmekte olan tarihsel psikoloji alanındaki araştırmacılar; metinler, resimler ve müzik besteleri gibi kültürel ürünleri kullanarak, psikolojinin mekân ve zaman içindeki özelliklerini geriye doğru çıkarsamaya başlamıştır (Atari & Henrich, 2023; Baumard et al., 2023; Muthukrishna et al., 2021). Örneğin, normatif sıkılık olarak adlandırılan, bir toplulukta toplumsal normların ne ölçüde açık ve sıkı biçimde uygulandığını ifade eden, psikolojik yapıyı ölçmek için (Gelfand et al., 2011), “sıkılık” ya da “gevşeklik” göstergesi olan sözcükleri içeren listeler geliştirilmiştir. Bu listeler geçmişe uzanan tarihsel metinlere uygulandığında, araştırmacılar Amerika Birleşik Devletleri’nde normatif “sıkılığın” zaman içindeki değişimini izleyebilmiştir (Jackson et al., 2019).

Referanslar için eserin İngilizce aslına tıklayınız.

Yayımlanan bu yazı Türkçe’ye sosyokritik.com tarafından çevrilmiştir. Söz konusu metin, izin alınmadan başka bir web sitesinde ya da mecrada kısmen veya tamamen yayımlanamaz, kopyalanamaz, çoğaltılamaz, dağıtılamaz, içeriğinde herhangi bir değişiklik yapılamaz.