Akademik Yazım Görseldir

Yazarlar, kelimeleri tek araç olarak kullanmak yerine çoklu araçlarla okuyucuyu önemli bilgilere yönlendirebilir. Resimler, şekiller ve grafikler kanıt ve ayrıntı sağlayabilir; ayrıca tamamlayıcı bilgi sunabilir.

Pat Thomson
Pat Thomson 7 Mart 2022
Akademik Yazım Görseldir

Yazmanın görsel olduğunu söylemek ilk bakışta garip gelebilir. Yazı -özellikle akademik yazı- kelimeler ve onların ne söyledikleriyle ilgili değil midir? Elbette öyledir. Ancak kelimelerle kurduğumuz ilişki, onların bize sunuluş biçiminden ciddi ölçüde etkilenebilir.

Bir sayfa, iki unsurun beyaz alandaki düzenlemesinden oluşur: yazının yer aldığı kısım -yani kelimeler-ve kelimelerin yer almadığı boşluk. Kelime blokları ne kadar yoğun ve beyaz alan ne kadar azsa, okuyucunun sayfaya dâhil olması genellikle o kadar zor görünür.

Elbette, akademik metin yazanlar çoğu zaman yazının görsel sunumuna dair tüm kararları kendileri veremezler. Yazı tipi boyutu, kenar boşlukları, sayfanın tek sütun mu yoksa iki sütun mu olacağı ya da paragraflarda numaralandırma kullanılıp kullanılmayacağı gibi konularda çoğu zaman bir başkası—bir kitap ya da dergi editörü ya da üniversite yönergesi—önceden karar almış olabilir. Başlık sayısı ve hiyerarşisi de belirlenmiş olabilir. Örneğin, bu (WordPress gibi) web platformları da kullanılabilecek tasarım seçenekleri açısından sınırlıdır.

Fakat sınırlı da olsa, yazınızın görsel unsurları üzerine düşünmeniz yine de faydalı olabilir.

Diyelim ki bir yazar, sayfa sınırlamalarıyla karşı karşıya ve mümkün olduğunca fazla alan kullanmak istiyor. Bu nedenle, üst, alt ve yan kenar boşluklarını azaltmaya karar veriyor. Böylece daha fazla kelime sığdırıyor ama bunun bir bedeli var: Sayfalar okuyucuya oldukça ulaşılmaz görünebilir. Ayrıca mümkün olan en küçük ya da oldukça küçük bir yazı tipi kullanırsa, bu da okuyucunun yoğun ve bulanık bir laf kalabalığının içine sürükleneceği kaygısını artırır.

Yazınızı görsel açıdan düşünmek, bilginin bir sayfada nasıl sunulduğunu dikkate almak anlamına gelir -özellikle de yazının hangi özelliklerinin davetkâr, erişilebilir ve anlaşılır olduğunu. Bunu yaptığınızda, bir parça da olsa bir tasarımcı gibi düşünmeye başlarsınız.

İşte burada dikkate alabileceğiniz bazı noktalar var. Benim akademik yazının görsel temelleri olarak adlandırdığım şey: DMR (Düzen, Metin, Rehberlik) -İ ngilizcesiyle LTG (Layout, Text, Guidance).

Düzenin D’si

Sayfadan uzaklaşın ve şaşı bakın. Sayfanın size nasıl göründüğüne bakın. Yekpare bir parça mı, yoksa okunabilir bloklara mı ayrılmış? Gözleriniz size ne söylüyor? Bu, okuyucunun içinden çıkmakta zorlanacağı bir söz kalabalığı mı?

Beyaz sayfayı nasıl kullandınız? Metnin etrafında yeterli kenar boşluğu var mı? Yazı bölümlere ve paragraflara ayrılmış mı? Görselleri mevcut alana sığacak şekilde mi küçülttünüz, böylece kelimelerin bir parçası gibi mi görünüyorlar? Burada, görsellerin metinden bağımsız bir bilgi aktarma aracı olarak değil, metnin bir uzantısı olarak işlev gördüğü bir durumdan söz ediyoruz.

Sayfa dengeli görünüyor mu? Gözünüz sayfanın tamamına mı, yoksa yalnızca bir kısmına mı yöneliyor? Bu, tam olarak amaçladığınız şey mi? (En iyi sayfa tasarımının genellikle Z ya da F biçiminde olduğu söylenir.)

Metnin M’si

Eğer İngilizce yazıyorsanız, okuyucuların gözleri soldan sağa doğru hareket eder. Bu nedenle sola yaslanmış ve eşit biçimde yayılmış metni okumak genellikle daha kolaydır. Her iki tarafa yaslanmış (iki yana yaslanmış) metin ise okumayı zorlaştırabilir çünkü kelimeler arasındaki boşluklar eşit değildir- bu da okurun gözlerini daha fazla yorar ve anlatılanın anlaşılmasını zorlaştırabilir.

Yazı tipi de önemlidir. Görece tanınan, okunması kolay ve çok küçük olmayan bir yazı tipi seçmek gerekir. Asıl mesele, aynı yazıda çok sayıda farklı yazı tipi kullanmamaktır. Farklı yazı tiplerinin fazlalığı kafa karıştırabilir ve metnin okunmasını zorlaştırabilir. Her bir yazı tipi neyi ifade eder? Ticari yayıncılar bazen başlıklar ve metnin ana bölümü için farklı yazı tipleri kullanır, ancak bunu okumayı zorlaştırmayacak ölçüde sınırlı tutarlar. Yayıncılıkta görsel düzenlemelerin nasıl çalıştığını görmek için örneklere bakmak faydalı olabilir.

Ayrıca her sayfaya bakarak şu soruyu kendinize sormanız önemlidir: Okuyucu, bu sayfadaki en önemli bilgileri kolayca bulabilir mi?

Yazarlar, kelimeleri tek araç olarak kullanmak yerine çoklu araçlarla okuyucuyu önemli bilgilere yönlendirebilir. Resimler, şekiller ve grafikler kanıt ve ayrıntı sağlayabilir; ayrıca tamamlayıcı bilgi sunabilir. Madde işaretleri temel noktaları belirtir. Numaralı listeler adımları, öncelikleri ya da kronolojiyi gösterir: önce bu, sonra şu, ardından diğeri. Akış şemaları süreçleri gösterir. Haritalar ilişkileri, bölgeleri, sınırları, akışları ve konumları gösterir. Bağlantılarla birleştirilmiş başlıklar ilişkileri gösterir. Dipnotlar ve son notlar hem kanıt hem de bağlantılar sunar.

Bilgiyi erişilebilir biçimde sunan bu araçları kullanmak önemlidir. Bu da bizi başlıklarla okuyucuya rehberlik etmeye getirir.

Rehberliğin R’si.

Başlıklar okuyucuların rehberidir.

Başlıklar, okuyucuların bir metin içinde yollarını bulmalarına yardımcı olur. Yazarlar, okuyuculara yaklaşmakta olan içeriği anlamalarına yardımcı olacak yönlendirici araçlar sunabilir: Ana fikirler, temel noktalar ve temalar gibi.

Başlıklar genellikle önem sırasına göre düzenlenir: Bölüm başlıkları, alt başlıklar ve daha küçük alt bölümler. Bu önem dereceleri, seçilen başlık yazı tiplerinin boyutu, stili ve hizalaması yoluyla belirtilir. Standart yazım uygulamalarında ya da önceden tanımlanmış şablonlarda başlık biçimlendirmeleri erkenden düzenlenebilir.

İşte buradayız: DMR (Düzen, Metin, Rehberlik). Yazının görselliğine dair söylenecek daha çok şey var ama bu sadece bir başlangıç. Umarım şunu anlatabilmişimdir: Metnin görünüşü, düşüncemizi ve araştırma bulgularımızı ne kadar iyi aktardığımızı belirlemede önemli bir rol oynar.

Şairler, görsellik üzerine çok düşünür. Satır uzunlukları ve satır aralıklarının, okuyucunun metinle ilişkisi üzerindeki etkisini dikkate alırlar. Benzer şekilde, web tasarımcıları da insanların ekranı nasıl okuduğu üzerine çok düşünmek zorundadır. Ve biz akademisyenler dijital ortamlarda çalıştıkça tasarım konusunda daha yetkin olmamız gerekiyor.

Ancak görsellik, klasik akademik yazımda bile önemlidir. Eski yazarlar için sınırlı bir alana olabildiğince fazla içerik sığdırmak dikkate değer bir meseleydi. Belki de -sadece belki- akademik yazım tartışmalarında görselliğin önemi yeterince gündeme getirilmiyor?

Yazının orijinali

Yayımlanan bu yazı Türkçe’ye Yusuf Fırat tarafından çevrilmiştir. Söz konusu metin, izin alınmadan başka bir web sitesinde ya da mecrada kısmen veya tamamen yayımlanamaz, kopyalanamaz, çoğaltılamaz, dağıtılamaz, içeriğinde herhangi bir değişiklik yapılamaz.